Türk Destanları

..::Turk Destanları::..


    Yaradılış Destanı Hakkında

    Paylaş
    avatar
    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 7
    Kayıt tarihi : 30/12/09

    Yaradılış Destanı Hakkında

    Mesaj  Admin Bir C.tesi Ocak 02, 2010 10:50 pm


    Destan Hakkında Bilgi
    Evrenin yaratılışını, iyilik ve kötülüğün kaynaklarını, evrendeki düzeni konu edinen
    Yaradılış Destanı, XIX. yüzyılda Prof. W. Radloff tarafından Altay Türkleri arasında
    derlenmiştir. Yaradılış Destanı, Türkler tarafından kabul edilmiş eski ve yeni
    dinlerin, özellikle de şamanizmin izlerini taşır. Şamanizm, başta Türkler ve Moğollar
    olmak üzere, genellikle eski Sibirya kavimleri arasında ortak bir dindir. Totem
    dininden sonra Türkler arasında yayılan ilk önemli inanış Şamanizmdir. Bu dine
    göre, dünyada ölen iyi ruhlar bir kuş kılığına girerek iyilik derecelerine göre gökteki
    ışık âlemine; kötü ruhlar ise kötülüklerinin derecesine göre yer altında karanlıklar
    alemine giderler. Yaradılış Destanı, Türk mitolojisi, düşüncesi ve inancı bakımından
    önemli izler taşır.
    Yaradılış Destanının Özeti
    Daha hiçbir şey yokken, Tanrı Kayra Han'la uçsuz bucaksız su vardı. Ay, güneş, toprak yoktu.
    Tanrı Kayra Han'ın canı sıkılıyordu. O, yalnızlık içinde iken su dalgalandı. Ak Ana Akine,
    Tanrıya "Yarat!" dedi, yine suya gömüldü. Bunun üzerine Kayra Han, kendine benzer
    bir varlık yaratarak "Kişi" adını verdi.
    Kayra Han'la Kişi, sonsuz suyun üzerinde iki siyah kaz gibi rahatça uçmaya koyuldular.
    Ancak Kişi, kendisini yaratandan daha yüksekte uçmak istedi. Ama uçamadı. Suya düştü.
    Boğulmak üzereyken Tanrı'ya yalvardı. Kayra Han "Yükselt!" emrini veri. Kişi batmaktan
    ve boğulmaktan kurtuldu.
    Tanrı Kayra Han, dünyayı yaratmayı düşündü. Kişi'ye, "Suya dal, toprak çıkar!" emrini
    verdi. Fakat Kişi bu sefer de kötülükler düşündü. Toprağın bir kısmını ağzında sakladı. Kendine
    göre bir yer yaratacaktı. Avucundaki toprağı su yüzüne serpince Tanrı, toprağa "Büyü"
    emrini verdi. Bu toprak dünya oldu. Fakat bu emirle Kişi'nin ağzındaki topak da büyümeye
    başladı. Kişi, Tanrı'ya yalvardı. Tanrı "Tükür!" buyurdu. Kişi'nin ağzından dökülen ıslak
    toprak yeryüzüne serpildi. Yeryüzünde tepecikler oluştu. Buna kızan Tanrı, Kişi'yi kendi
    aleminden kovdu ve ona Erlik (Şeytan) adını verdi.
    Yerde dokuz dallı bir ağaç bitti. Tanrı her dalın altında ayrı bir adam yarattı ve "Dokuz millet
    olsun!" dedi. Erlik bu insanları kıskandı. Onları kötülüğe sürükledi. Erlik yeniden lanetlendi.
    Toprak altındaki karanlıklar aleminin üçüncü katına sürüldü. Tanrı kendisi için de göğün
    on yedinci katında bir nûr alemi yaratarak oraya çekildi. İnsanların büsbütün başıboş kalmaması
    için onlara da Gök Oğul'u (Maytere) gönderdi.
    Erlik, Kayra Han'ın katına çıkmak istedi. Gök Oğul'u, Tanrı'ya bunun için yalvarmaya razı
    etti. İzni koparan Erlik, kendisi için gökler yaptı. Kendisine bağlı olanların oluşturduğu kötü
    ruhlarla birlikte, gökle yer arasındaki dünyada yaşayan insanlardan daha iyi bir hayat sürüyordu.
    Bu durum Kayra Han'ın canını sıktı. Erlik'in dünyasını yıkmak için kahraman Mandişere'yi gönderdi. O, güçlü mızrağıyla vurarak korkunç şimşek ve gökgürültüleri arasında
    bu dünyayı parça parça etti. Bu parçalar, insanlar için yaratılan ilk dünyanın üzerine düştü.
    Eski düz dünya engebeli bir hal aldı. Tanrı, Erlik'i yeniden cezalandırdı. Onu yerin en alt katına
    sürdü. Dünyanın sonuna kadar orada kalmasını emretti. Göğün on yedinci katında kendisi,
    yedinci katında Gün Ana, altıncı katında Ay Ana oturmaktadır.

      Forum Saati C.tesi Kas. 18, 2017 4:23 am